Liyakatin Mezar Taşı: Bir Memurun Sessizleşen Kariyeri

⏱️ Okuma Süresi: 3 dk📚 Seviye: Orta

Bir ömür, bir çanta ve binlerce kilitli kapı… 20 yıl boyunca postacı olarak başkalarına haber
taşıyıp, kendi müjdesine hiç kavuşamayanların hikayesi.

Bazı ölümler sessiz olur. Bir insanın fiziksel varlığı devam ederken, içindeki idealizmin, çalışma
azminin ve kariyer hayallerinin öldürülmesinden bahsediyorum. Ben 20 yıldır PTT’nin sokaklarda
çarpan kalbiyim. 20 yıldır her sabah omuzlarıma aldığım çanta, sadece mektupları ve evrakları değil;
gençliğimi, umutlarımı ve yükselme hayallerimi de taşıyor. Bugün 45 yaşındayım. Aynaya baktığımda
gördüğüm yorgun yüz, sadece geçen yılların değil, önüne örülen “statü duvarlarının” eseridir.

Gençliğin İpoteği ve Statü Prangası

PTT’ye ilk girdiğim günkü o heyecanlı genç adamı hatırlıyorum. “Çalışırsam, emek verirsem, kendimi
geliştirirsem yükselirim” diyen o saf inancı… O inanç, bugün liyakatin üzerine dikilen bir mezar taşının
altında can çekişiyor. Görevde Yükselme Sınavı duyuruları panolara asıldığında, kalbimdeki heyecan
yerini keskin bir sancıya bırakıyor. Neden mi? Çünkü sistem bana diyor ki: “Senin 20 yıllık saha
tecrübenin, kurum hafızandaki yerinin, alnındaki terin bir hükmü yok; çünkü senin ‘statün’ bu sınava
girerek yükselmene uygun değil!”

Bu bir sınav değil, bu bir tasfiyedir. Bu, liyakatin teknik terimlerle, “A.Ş.” ibareli yönetmeliklerle
boğulmasıdır.

45 Yaşın Yorgunluğu ve “Zorla Çalıştırma” Paradoksu

20 yıl önce yolları koşarak arşınlayan dizlerim, bugün her basamakta bana adaletsizliği hatırlatıyor. 45
yaşındaki bir personelden hala 20 yaşındaki birinin fiziksel temposunu beklemek ama ona 20 yılın
getirdiği birikimi kullanma şansı vermemek, modern bir “cezalandırma” yöntemidir.

Bir insanı yetkinliklerine rağmen bir alt göreve çivilemek, gelişim yollarını kasten tıkamak ve onu
emekli olana dek “statü hapishanesinde” tutmak, zorla çalıştırmanın en sinsi halidir. Bedenen orada
olsak da ruhsal olarak sistem tarafından dışlanmış durumdayız. Bizler, yükselmesi engellenerek
sessizliğe mahkûm edilmiş birer “Görünmez Memuruz.

Liyakatin Cenaze Namazı

Atanmış yöneticilerin steril odalarında, lüks koltuklarında aldıkları “statü değişikliği şartı” kararları,
sahada hayatını bu PTT’ye adamış insanların mezar taşını dikiyor. Liyakat, mülakatların ve mevzuat
oyunlarının gölgesinde son nefesini veriyor.

Soruyorum:

20 yıl boyunca kapı kapı hizmet götüren bir el, neden bir imza atacak yetkiye layık görülmez?
Gençliğini PTT’ye feda eden bir ömür, neden 45 yaşında “statü engeline” takılır?

Son Söz: Bu Sessizlik Fırtınadan Önceki Sessizliktir!

Bu makale, sadece bir sitem değil, bir uyarıdır. Liyakati mezara gömen bir sistem, kendi geleceğini de
o mezara hazırlar. Bizler, 20 yıllık emeğimizin, 45 yıllık ömrümüzün hesabını soruyoruz. Statü
duvarlarınıza, yönetmelik labirentlerinize ve liyakati yok sayan anlayışınıza karşı susmayacağız.
Çünkü liyakat ölürse, devletin vicdanı da ölür.

KAMU 399 İLETİŞİM SENDİKASI – HÜSEYİN KOCA

« Geri Dön
Yazıyı Puanla:

Puan için giriş yap.

Duygunu İfade Et:

🚀 Bu İçeriği Beğendin mi?

Hemen aramıza katıl, kendi yazılarını yayınla ve anında 50 iCOIN Başlangıç Ödülü kazan! Topluluğun bir parçası ol.

Hemen Üye Ol & Kazan →

Zaten üye misin? Giriş Yap

Editör: Hüseyin Koca

Bu editör henüz biyografisini eklememiş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HARİTA